Bu konuda öğreneceklerin
- —wenn ile zaman (-ince) ve koşul (eğer) cümlesi kurmak.
- —wenn ile wann ve als farkını görmek.
- —ob ile evet/hayır sorusunu dolaylı aktarmak.
- —W-sorularını dolaylı hâle getirmek: Können Sie mir sagen, wo …?
Sınavda nerede çıkar
A2 Sprechen Teil 3 (planlama): 'Wenn du Zeit hast, …'. Schreiben: 'Wenn das Wetter gut ist, …'. Hören/Lesen: 'Ich weiß nicht, ob …'. Kibar soru kalıbı: 'Könnten Sie mir sagen, wann …?'
wenn: -diğinde / eğer
wenn iki iş yapar. Zaman: 'her ne zaman / -diğinde' (Wenn ich Zeit habe, lese ich). Koşul: 'eğer' (Wenn es regnet, bleiben wir zu Hause). Türkçe ikisini de '-ince/-diğinde' ya da 'eğer …-se' ile verir; Almanca tek kelime. Yapı yan cümle: fiil sona.
Wenn ich Zeit habe, koche ich türkisch.
Vaktim olduğunda Türk yemeği yaparım.
zaman
Wenn das Wetter gut ist, machen wir ein Picknick.
Hava iyi olursa piknik yaparız.
koşul
Ich rufe dich an, wenn ich ankomme.
Varınca seni ararım.
Wenn du willst, kannst du mitkommen.
İstersen gelebilirsin.
Wenn ich die Prüfung bestehe, feiern wir.
Sınavı geçersem kutlarız.
Yan cümle önde: Wenn …, **dann** … — dann isteğe bağlı ama ana cümlenin fiille başlaması zorunlu: Wenn es regnet, (dann) **bleiben** wir zu Hause.
wenn – wann – als: üç 'ne zaman'
Karışan üçlü
| Kelime | Ne zaman kullanılır | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| wann | soru kelimesi (doğrudan ve dolaylı) | Wann kommst du? / Ich weiß nicht, wann er kommt. | Ne zaman geliyorsun? / Ne zaman geleceğini bilmiyorum. |
| wenn | şimdiki/gelecek zaman, tekrarlayan olay, koşul | Wenn ich Zeit habe, … / Wenn es regnet, … | Vaktim olduğunda… / Yağmur yağarsa… |
| als | geçmişte tek seferlik olay | Als ich Kind war, … / Als ich nach Deutschland kam, … | Çocukken… / Almanya'ya geldiğimde… |
ob: -ip -mediğini
Evet/hayır sorusunu bir başka cümleye gömmek için ob: Kommt er? → Ich weiß nicht, **ob** er kommt. Türkçe '-ip -mediğini' ile karşılar: 'gelip gelmeyeceğini bilmiyorum'. Fiil sona.
Kannst du mir sagen, ob der Bus hier hält?
Otobüsün burada durup durmadığını söyleyebilir misin?
Ich weiß nicht, ob ich morgen Zeit habe.
Yarın vaktim olup olmayacağını bilmiyorum.
Weißt du, ob das Geschäft sonntags offen ist?
Dükkânın pazarları açık olup olmadığını biliyor musun?
Sie fragt, ob du mitkommst.
Gelip gelmeyeceğini soruyor.
Dolaylı W-sorusu: en kibar soru
Doğrudan soru (Wo ist der Bahnhof?) A1'di. A2'de soruyu bir kibar kalıba gömersin: Können Sie mir sagen, **wo** der Bahnhof **ist**? Soru kelimesi bağlaç olur, fiil sona gider. Memura, resepsiyona, yabancıya bu biçim çok daha kibar duyulur.
Doğrudan → dolaylı
| Doğrudan (fiil 2) | Dolaylı (fiil son) | Türkçe |
|---|---|---|
| Wo ist die Toilette? | Wissen Sie, wo die Toilette **ist**? | Tuvaletin nerede olduğunu biliyor musunuz? |
| Wann fährt der Zug? | Können Sie mir sagen, wann der Zug **fährt**? | Trenin ne zaman kalktığını söyleyebilir misiniz? |
| Wie viel kostet das? | Ich möchte wissen, wie viel das **kostet**. | Ne kadar tuttuğunu öğrenmek istiyorum. |
| Warum ist das Büro zu? | Ich verstehe nicht, warum das Büro zu **ist**. | Ofisin neden kapalı olduğunu anlamıyorum. |
| Ist das Formular richtig? | Können Sie prüfen, **ob** das Formular richtig **ist**? | Formun doğru olup olmadığını kontrol edebilir misiniz? |
Giriş kalıpları
| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| Wissen Sie, …? | … biliyor musunuz? |
| Können / Könnten Sie mir sagen, …? | … söyleyebilir misiniz? |
| Ich möchte wissen, … | … öğrenmek istiyorum |
| Ich weiß nicht, … | … bilmiyorum |
| Ich habe keine Ahnung, … | … hiçbir fikrim yok |
| Es ist mir egal, … | … fark etmez |